01 – 10 HAZİRAN 2016 DOĞU GÜNEYDOĞU ÖZEL GÜNDEM ARAŞTIRMASI
Untitled-4
03 – 10 TEMMUZ 2015 TOPLUMUN DİN ALGISI VE DİNE BAKIŞI
26 Ağustos 2016
9
25 – 30 TEMMUZ 2016 TOPLUMUNUN 15 TEMMUZ 2016 DEMOKRASİYE DARBE TEŞEBBÜSÜNE BAKIŞ AÇISI ARAŞTIRMASI
4 Eylül 2016

01 – 10 HAZİRAN 2016 DOĞU GÜNEYDOĞU ÖZEL GÜNDEM ARAŞTIRMASI

15

Bu araştırma Türkiye genelinde değil (ADIYAMAN, AĞRI, BATMAN, BİTLİS, BİNGÖL, DİYARBAKIR, ELAZIĞ, HAKKARİ, IĞDIR, KARS, MUŞ, SİİRT, ŞANLIURFA, TUNCELİ, ŞIRNAK, VAN) 16  il, 101  ilçe de yaklaşık 4.500.000 seçmenin yaşadığı bölgede seçmenin iki binde biri olan 2.250 kişi ile YÜZYÜZE görüşmelerle yapılmıştır.

Araştırmanın Kimliği

         Bu çalışma 01 – 10 HAZİRAN 2016 tarihleri arasında DOĞU GÜNEYDOĞU ÖZEL GÜNDEM ARAŞTIRMASI üst başlığı ile MAK DANIŞMANLIK tarafından (ADIYAMAN, AĞRI, BATMAN, BİTLİS, BİNGÖL, DİYARBAKIR, ELAZIĞ, HAKKARİ, IĞDIR, KARS, MUŞ, SİİRT, ŞANLIURFA, TUNCELİ, ŞIRNAK, VAN) 16  il, 101  ilçe de yaklaşık 4.500.000 seçmenin yaşadığı bölgede seçmenin iki binde biri olan 2.250 kişi ile YÜZYÜZE görüşmelerle yapılmıştır.

Araştırmanın; finansmanını MAK Araştırma Değerlendirme Danışmanlık A.Ş. karşılamış olup; Araştırmanın analiz ve değerlendirme çalışmalarını MAK Araştırma Değerlendirme Danışmanlık A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren ARGEDER DÜŞÜNCE ENSTİTÜSÜ hazırlamıştır.

MAK Danışmanlık olarak yaptırttığımız bu çalışmada toplumun sosyo-kültürel ortalamasına uygun doğru ve yeterli denek belirleme, bu deneklere bağlı olarak verilerin çoklu analizlerle ölçümlenmesinde LİKERT METODU kullanılmıştır. Saha çalışmasında %1.3 yanılma / hata payı ile değerlendirme yapılmıştır.

Araştırmada deneklerin belirlenmesinde % 54.5 erkek, % 45.5 bayan olmak üzere cinsiyet dengesi oluşturulmaya çalışılmıştır.

Son 1 yıldır hiçbir kamuoyu araştırma firmasının bölgede YÜZYÜZE araştırma yapamadığı dikkate alındığında;

MAK Danışmanlık olarak bölgede rahat bir çalışma yapmamız izin almamız hususunda yardımlarını esirgemeyen mülki idarecilerimiz Vali ve Kaymakamlara, Emniyet görevlilerine, böylesine hassas bir zaman diliminde böyle hassas bir bölgede büyük bir özveri gösteren çözüm ortaklarımız saha ekiplerine ve onları sevk ve idare için Ankara’dan giden ve çalışma sonuçlanıncaya kadar sahada kalan MAK Danışmanlık saha yönetim birimine, araştırmamızın analizini yapan ARGEDER uzmanlarına ve bu kamuoyu araştırmasının özet raporunu kamuoyu ile buluşturmamıza vesile basınımızın güzide temsilcilerine teşekkür ederiz.

1

2

3

4

5

6

7

Bölge insanının etnisitesinden dolayı bir ayrıma tabi tutulduğuna inanma oranı ülke bütünlüğü açısından çok önemli. Bu oranın bölgede siyaset yapan terör örgütüyle özdeş siyasi partinin oy oranıyla benzerlik göstermesi dikkat çekicidir. Elbette bölgede bu anlamda ayırım yapan zihniyetlere karşı  topyekün mücadele edilmelidir. Bölgede özellikle PARALEL YAPI mensuplarının bölge insanlarını devlete karşı kışkırtılmak amaçlı “Kürtlere ayırım yapılıyor” propagandaları dikkatle gözlemlenip bu tür kişilerle mücadeleye hız verilmelidir.

            Yine de; bölgede sırf etnik kökeninden dolayı insanların ayrıma tabii olduğu algısının bölgede siyaset yapan terör örgütünün siyasi uzantısı siyasi partinin kendi mensuplarını kontrol altında tutma  adına oluşturduğu bir algı olarak da görmek gerekir.

8

Bölgede devam eden operasyonlara halk desteği şüphesiz çok önemlidir. Halk ilk kez bu operasyonların başarılı olacağına bu kadar net inanmış durumdadır. Ancak bu operasyonların sonuna kadar gitmeyeceği endişesi mutlaka giderilmelidir. Operasyonların başarısından ziyade yarıda bırakılacağı endişesini araştırmamıza katılan hemen vatandaşta gördük. Bu endişenin nedeni ise; geçmiş yıllarda başlayıp yarım kalan bazı operasyonların hatırlanması ve devlet istese terörü çoktan bitirirdi şeklinde halk arasında şehir efsanesine dönüşen bir kısım algı yönetimlerinin yansıması cümlelerde saklı. Dolayısıyla özellikle bu aşamada devleti temsil eden kaymakamdan Cumhurbaşkanına herkeste aynı netlikte TERÖRLE MÜCADELE ADINA BU OPERASYONLARDA SONUNA KADAR AYNI KARARLILIKLA GİDİLECEĞİ vurgulanmalıdır.

                Operasyonların sonuçlandığı her noktada KENTSEL DÖNÜŞÜM ve diğer fiziki yapısal düzenlemeler hız kazanmalı ama daha önemlisi; bölge insanına yönelik mutlaka bir GÖNÜL RESTORASYONU yapılmalıdır.

9

Her ülkenin olduğu gibi ülkemizin de sorunları vardır ve olacaktır. Bu sorunlar içinde her bölgede aynı olan; işsizlik, alt yapı, eğitim sorunları, ahlaki yozlaşma, adalet sisteminden kaynaklanan sorunların ötesinde bölgede terör sorunu çok özel bir gündeme sahip. Bu öyle bir sorun ki bölge insanı bir yandan çoluk çocuğunu terör örgütüne kaptırmamanın hassasiyetini yaşamak, bir yandan da can ve mal güvenliğini korumak durumunda.

Kendileriyle konuştuğumuz pek çok kişi bu anlamda çok ilginç hikayeler anlatıyor. Ve maalesef pek çok hikayeyi de bizzat yaşamış olarak anlatıyorlar. Bu anlamda yapısal pek çok düzenlemeye ihtiyaç olduğunu ama en önemlisi de bu toplumsal travmanın giderilmesine yönelik bir dizi çalışmanın yapılması gerektiğini belirtmemiz gerekiyor.

10

Bölgede terör örgütü ve uzantısı siyasi parti mensuplarının yoğun propagandasına rağmen bölge insanı bölgenin sorunlarında ana sorumlunun terör örgütleri olduğuna inanıyor.

Özellikle 2 yıl öncesine kadar KÜRTLERİN HAMİSİ ve ABİSİ görülen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında; başta Paralel Yapı mensuplarının ve terör örgütü mensupları ve uzantılarının yoğun propagandasıyla KÜRTLERİN KATİLİ çirkin suçlamasına rağmen, bölgedeki operasyonu SARAYIN SAVAŞI yaftasına rağmen vatandaş sağduyusu ve maşeri vicdanıyla bu iddiaları ret etmiştir.

Elbette bu çirkin algı operasyonlarına karşı çoklu bir çalışma gerekmektedir. Bölgede özellikle devlet memurları kadrolarının “devlet ciddiyeti ve millet hassasiyeti” duyan kişilerden oluşması için özellikle seçilmeleri, devlet içine yuvalanmış şer odaklarının ayıklanması, belediyelerin ve STK ların millete hizmet yerine teröre adam devşirme faaliyetleri yapanlarının hızla uzaklaştırılması gerekmektedir.

Eğitimsizlik ile öğretimsizliği birbirine karıştırmamak gerekir. Eğitim çok boyutlu olarak ele alınmalıdır.

Bu noktada bölge insanlarının çok fazla derecede yabancı ajan iddialı söylemlerini dikkate almak da devletin işi olsa gerektir.

11

Vatandaş HENDEK SİYASETİNE, ÇUKUR SİYASETİNE, ÖZERKLİK YAPISINA çok net tavır almıştır. Şehir kalkışması olarak uzun bir çalışmanın ve uluslararası aklın ürünü terör stratejilerine karşı vatandaş Türkiye devletinin yanında saf belirlemiştir.

12

Bölge insanı birlikte yaşama iradesinin çimentosu olarak İslam kardeşliği, aynı coğrafi ve tarihsel köklerden gelmiş olmayı ve Kürt Türk ortak alanı iç içe girmiş, etle tırnak olmuş değerler bütününü görmektedir. Etrafımızdaki ülkelerde yaşanan devletsizliğin acı tecrübeleri bizim insanımız tarafından doğru okunmaktadır.

            Tüm algı operasyonlarına ve yoğun propagandalara rağmen vatandaş değerlerinden kopmamış ve bu değerler manzumesinin yoğurduğu potada bir arada yaşama iradesini göstermektedir.

13

Çocuk ve gençlerin terör örgütlerine katılma nedenleri çok iyi irdelenmelidir. Bu noktada felsefenin temel soruları; neden? nasıl? niçin? iyi irdelenmeli, devletin tüm birimlerince yeni baştan ele alınmalıdır.

            Yaptığımız araştırma sırasında maalesef devlet okulunda derste molotof yapmayı öğreten öğretmenlere, askere polise kurşun sıkarken yada insanları katletme adına canlı bomba olarak ölen eşkıyaya şehit diyen imamların, devletten maaşlı melelerin varlığı karşısında şok olduk.  Okullarda çocuklara gerillacılık öğreten öğretmenleri, derslere neden geliyorsunuz arkadaşlarınız dağda sizin için savaşırken siz burada ne arıyorsunuz diyen öğretmenlerin varlığını öğrencileri diliyle öğrenmekle hayretler içinde kaldık.

14

Çözüm süreci bölgede barışı tanımanın, 30-40 yıl sonra barışla tanışmanın, savaşsızda yaşanabileceğinin adıdır. Bölge insanı bu sürece çok net destek vermiştir. Ancak özellikle sürecin son döneminde kazandıkları toplumsal destek mevzilerini kaybettiklerini gören ve 7 Haziran seçimleri ile şımarıklığın zirvesine çıkan terör örgütü ve uzantısı siyasi parti mensupları kürtler adına kürtlerin barış ve kardeşlik ortamında yaşamasını imkansız kılan bir çukur, hendek stratejisi ile gerçek yüzlerini göstermişlerdir.

                Bu noktada Paralel Yapının elindeki basın ve halkla kurdukları sıcak temasın avantajıyla ülkenin batısında ülke bölünüyor propagandası, bu bölgede ise saray size zulmediyor, Kürtler özerk olmalı propagandası yapmışlar böylece ülke insanının karşı karşıya gelmesi hedeflenmiştir. Hatta bu anlamda bölgedeki terör örgütü temsilcileri ve uzantısı siyasilerle arka kapılardan girerek lojistik destek sağlamışlardır. Vatandaş iddiaları arasında Paralel polis ve mülki idarecilerin devlete bilgi aktaran vatandaşların listesinin terör örgütü mensuplarına listeler halinde bu yapı mensuplarınca verildiği konuşulmaktadır.

                Propaganda da en önemli algı ise ” devlet bölgeyi PKK ya bıraktı” algısıdır. Bu algı için kullanılan en önemli fotoğraf DOLMABAHÇE fotoğrafı olmuştur. Bu algı terör örgütüne mesafeli grupların, aşiretlerin devletin yanında durma direncini kırmış ve maalesef devlet birimleri aksini anlatamamıştır.

15

Bölge insanı çok başlılığın oluşturduğu kaotik durumdan zaten çok çekmiş görülüyor. Olabildiğince hızlı ve radikal kararlar ile sorunlarını birinci elden çözmek istiyor. Ancak; bölgede SARAYIN SAVAŞI başlıklı çirkin algı yönetiminin bir ölçüde etkili olduğu da anlaşılıyor.

            Başkanlık Sisteminin bölgede çok net ve anlaşılabilir bir üslupla anlatılması gerekiyor. Özellikle Başkanlık Sisteminin bölgesel sorunları çözmede ne gibi katkılarının olacağı anlatılmalı, Başkanlık Sisteminin EYALET YAPISI benzeri bölünme izlenimi veren bir yönetim algısından farklı olduğu anlatılmalıdır.

            Bölgede Başkanlık Sisteminin yanlış anlaşılmasını sağlayanların ağırlıklı olarak devlet görevlileri olduğunu, bunların başında da devlet okullarında görevli öğretmen ve imamların geldiğini çalışmamız sırasında araştırmamıza katılan vatandaşlar ifade etmektedir.

Sonuç ve Değerlendirme

                        Bu çalışma 01 – 10 HAZİRAN 2016 tarihleri arasında DOĞU GÜNEYDOĞU ÖZEL GÜNDEM ARAŞTIRMASI üst başlığı ile MAK DANIŞMANLIK tarafından (ADIYAMAN, AĞRI, BATMAN, BİTLİS, BİNGÖL, DİYARBAKIR, ELAZIĞ, HAKKARİ, IĞDIR, KARS, MUŞ, SİİRT, ŞANLIURFA, TUNCELİ, ŞIRNAK, VAN  ) 16  il, 101  ilçe de yaklaşık 4.500.000 seçmenin yaşadığı bölgede seçmenin iki binde biri olan 2.250 kişi ile YÜZYÜZE görüşmelerle yapılmıştır.

Araştırmanın; finansmanını MAK Araştırma Değerlendirme Danışmanlık A.Ş. karşılamış olup; Araştırmanın analiz ve değerlendirme çalışmalarını MAK Araştırma Değerlendirme Danışmanlık A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren ARGEDER DÜŞÜNCE ENSTİTÜSÜ hazırlamıştır.

MAK Danışmanlık olarak yaptırttığımız bu çalışmada toplumun sosyo-kültürel ortalamasına uygun doğru ve yeterli denek belirleme, bu deneklere bağlı olarak verilerin çoklu analizlerle ölçümlenmesinde LİKERT METODU kullanılmıştır. Saha çalışmasında %1.3 yanılma / hata payı ile değerlendirme yapılmıştır.

Araştırmada deneklerin belirlenmesinde % 54.5 erkek, % 45.5 bayan olmak üzere cinsiyet dengesi oluşturulmaya çalışılmıştır.

 

  1. Bölge insanının etnisitesinden dolayı bir ayrıma tabi tutulduğuna inanma oranı ülke bütünlüğü açısından çok önemli. Bu oranın bölgede siyaset yapan terör örgütüyle özdeş siyasi partinin oy oranıyla benzerlik göstermesi dikkat çekicidir. Elbette bölgede bu anlamda ayırım yapan zihniyetlere karşı  topyekün mücadele edilmelidir. Bölgede özellikle PARALEL YAPI mensuplarının bölge insanlarını devlete karşı kışkırtılmak amaçlı “Kürtlere ayırım yapılıyor” propagandaları dikkatle gözlemlenip bu tür kişilerle mücadeleye hız verilmelidir.

Yine de; bölgede sırf etnik kökeninden dolayı insanların ayrıma tabii olduğu algısının bölgede siyaset yapan terör örgütünün siyasi uzantısı siyasi partinin kendi mensuplarını kontrol altında tutma  adına oluşturduğu bir algı olarak da görmek gerekir.

  1. Bölgede terör örgütü ve uzantısı siyasi parti mensuplarının yoğun propagandasına rağmen bölge insanı bölgenin sorunlarında ana sorumlunun terör örgütleri olduğuna inanıyor.

Özellikle 2 yıl öncesine kadar KÜRTLERİN HAMİSİ ve ABİSİ görülen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında başta Paralel Yapı mensuplarının ve terör örgütü mensupları ve uzantılarının yoğun propagandasıyla KÜRTLERİN KATİLİ çirkin suçlamasına rağmen, bölgedeki operasyonu SARAYIN SAVAŞI yaftasına rağmen vatandaş sağduyusu ve maşeri vicdanıyla ret etmiştir.

Elbette bu çirkin algı operasyonlarına karşı çoklu bir çalışma gerekmektedir. Bölgede özellikle devlet memurları kadrolarının “devlet ciddiyeti ve millet hassasiyeti” duyan kişilerden oluşması için özellikle seçilmeleri, devlet içine yuvalanmış şer odaklarının ayıklanması, belediyelerin ve STK ların millete hizmet yerine teröre adam devşirme faaliyetleri yapanlarının hızla uzaklaştırılması gerekmektedir.

Eğitimsizlik ile öğretimsizliği birbirine karıştırmamak gerekir. Eğitim çok boyutlu olarak ele alınmalıdır.

Bu noktada bölge insanlarının çok fazla derecede yabancı ajan iddialı söylemlerini dikkate almak da devletin işi olsa gerektir.

  1.                     Vatandaş HENDEK SİYASETİNE, ÇUKUR SİYASETİNE, ÖZERKLİK YAPISINA çok net tavır almıştır. Şehir kalkışması olarak uzun bir çalışmanın ve uluslararası aklın ürünü terör stratejilerine karşı vatandaş Türkiye devletinin yanında saf belirlemiştir.
  2. Bölge insanı birlikte yaşama iradesinin çimentosu olarak İslam kardeşliği, aynı coğrafi ve tarihsel köklerden gelmiş olmayı ve Kürt Türk ortak alanı iç içe girmiş, etle tırnak olmuş değerler bütününü görmektedir. Etrafımızdaki ülkelerde yaşanan devletsizliğin acı tecrübeleri bizim insanımız tarafından doğru okunmaktadır.

Tüm algı operasyonlarına ve yoğun propagandalara rağmen vatandaş değerlerinden kopmamış ve bu değerler manzumesinin yoğurduğu potada bir arada yaşama iradesini göstermektedir.

  1. Çocuk ve gençlerin terör örgütlerine katılma nedenleri çok iyi irdelenmelidir. Bu noktada felsefenin temel soruları; neden? nasıl? niçin? iyi irdelenmeli, devletin tüm birimlerince yeni baştan ele alınmalıdır.

Yaptığımız araştırma sırasında maalesef devlet okulunda derste molotof yapmayı öğreten öğretmenlere, askere polise kurşun sıkarken yada insanları katletme adına canlı bomba olarak ölen eşkiyaya şehit diyen imamların, devletten maaşlı melelerin varlığı karşısında şok olduk.  Okullarda çocuklara gerillacılık öğreten öğretmenleri, derslere neden geliyorsunuz arkadaşlarınız dağda sizin için savaşırken siz burada ne arıyorsunuz diyen öğretmenlerin varlığını öğrencileri diliyle öğrenmekle hayretler içinde kaldık.

  1. Çözüm süreci bölgede barışı tanımanın, 30-40 yıl sonra barışla tanışmanın, savaşsızda yaşanabileceğinin adıdır. Bölge insanı bu sürece çok net destek vermiştir. Ancak özellikle sürecin son döneminde kazandıkları toplumsal destek mevzilerini kaybettiklerini gören ve 7 Haziran seçimleri ile şımarıklığın zirvesine çıkan terör örgütü ve uzantısı siyasi parti mensupları kürtler adına kürtlerin barış ve kardeşlik ortamında yaşamasını imkansız kılan bir çukur, hendek stratejisi ile gerçek yüzlerini göstermişlerdir.

Bu noktada Paralel Yapının elindeki basın ve halkla kurdukları sıcak temasın avantajıyla ülkenin batısında ülke bölünüyor propagandası, bu bölgede ise saray size zulmediyor, Kürtler özerk olmalı propagandası yapmışlar böylece ülke insanının karşı karşıya gelmesi hedeflenmiştir. Hatta bu anlamda bölgedeki terör örgütü temsilcileri ve uzantısı siyasilerle arka kapılardan girerek lojistik destek sağlamışlardır. Vatandaş iddiaları arasında Paralel polis ve mülki idarecilerin devlete bilgi aktaran vatandaşların listesinin terör örgütü mensuplarına listeler halinde bu yapı mensuplarınca verildiği konuşulmaktadır.

Propaganda da en önemli algı ise ” devlet bölgeyi PKK ya bıraktı” algısıdır. Bu algı için kullanılan en önemli fotoğraf DOLMABAHÇE fotoğrafı olmuştur. Bu algı terör örgütüne mesafeli grupların, aşiretlerin devletin yanında durma direncini kırmış ve maalesef devlet birimleri aksini anlatamamıştır.

  1. Bölge insanı çok başlılığın oluşturduğu kaotik durumdan zaten çok çekmiş görülüyor. Olabildiğince hızlı ve radikal kararlar ile sorunlarını birinci elden çözmek istiyor. Ancak; bölgede SARAYIN SAVAŞI başlıklı çirkin algı yönetiminin bir ölçüde etkili olduğu da anlaşılıyor.

Başkanlık Sisteminin bölgede çok net ve anlaşılabilir bir üslupla anlatılması gerekiyor. Özellikle Başkanlık Sisteminin bölgesel sorunları çözmede ne gibi katkılarının olacağı anlatılmalı, Başkanlık Sisteminin EYALET YAPISI benzeri bölünme izlenimi veren bir yönetim algısından farklı olduğu anlatılmalıdır.

Bölgede Başkanlık Sisteminin yanlış anlaşılmasını sağlayanların ağırlıklı olarak devlet görevlileri olduğunu, bunların başında da devlet okullarında görevli öğretmen ve imamların geldiğini çalışmamız sırasında araştırmamıza katılan vatandaşlar ifade etmektedir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ifade edildiği şekliyle “Türk tipi başkanlık sistemi”nin toplumun önüne bir referandumla gelmesi durumunda “kararsız seçmenin sayısal yüzde ile dağılımı durumunda %60’ların üzerinde” bir oranla yani çok rahat şekilde milletten onay alacağını görüyoruz.

Şu an itibarıyla Türkiye seçmeni Başkanlık sistemini yeterince bilmediğini net bir şekilde ifade ederken Recep Tayyip Erdoğan’a olan güvenle güçlü desteğini ifade etmektedir.

1 Kasım’da “Başkanlık” söylemiyle seçime giden Ak Parti’ye verilen rekor destek hem de Cumhurbaşkanına güvende görülen çok partili demokrasilerde ender rastlanan kamuoyu desteği vatandaşın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye Cumhuriyeti 1. Başkan’ı olarak görmek istediğini göstermektedir.

Elbette bu sonuçlar yarın seçim olsa üzerine kurgulu sonuçlardır. Seçimin zamanı, bu sürede yaşanabilecek olumlu / olumsuz gelişmeler, birde Sayın Erdoğan karşısına çıkacak adaylar bu rakamların ciddi değişim sebepleri olacaktır.